fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Atatürk İlkeleri

Atatürk'ün İlke ve İnkılapları.

Cumhuriyetçilik İlkesi

 Cumhuriyetçilik

 

Cumhuriyet , kökeni bakımından Arapça bir terim olup , " cumhur " kelimesinden türetilmiştir. Cumhur  " kalabalık " , yani halktır. Şu halde cumhuriyet " halkın yönetimi " demektir. Yönetim biçimi olarak millet egemenliğine dayalı cumhuriyet rejimi öngörmek ve bunu bir yaşam biçimi olarak benimsemektir.

 

Atatürk , cumhuriyet rejiminin yapı ve işleyişini de şöyle açıklar : " Cumhuriyette son söz millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet , adına her türlü kanunları o yapar. "

 

29 Ekim 1923'te ilan edilen cumhuriyet , yöneticilerinin seçimle işbaşına geldiği , yani henadının ve veraset usulünün bulunmadığı bir siyasal rejimdir. Montesquieu ( Monteskiyo , 1689 - 1755 )  cumhuriyetin diğer nemli bir ilkesinin fazilet olduğun söylemiştir. Ona göre despotizmin temeli korku , aristokrasinin şeref duygusu , cumhuriyetin ise erdem , yani fazilettir. Bir başka deyişle cumhuriyet yüksek ahlaki , moral değerlerin ön planda geldiği bir siyasi rejimdir. Cumhuriyetin bu ikinci ilkesi de Atatürk'ün şu sözlerinde ifadesini bulur: " Cumhuriyet yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir iradedir "  İdeal olan, kuşkusuz , cumhuriyetlerin bu iki temel ilke yanında ayrıca demokratik olması ve gerçekten halka dayanmasıdır.

 

Cumhuriyetçilik ilkesi , demokrasiyi esas alır. Bu anlayış , Atatürk'ün " Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir " sözünde ifadesini bulmaktadır. Bir konuşmasında tarihte görülen başlıca devlet şekillerinden monarşi ve oligarşiyi açıkladıntan sonra cumhuriyeti şöyle tanımlamıştır : " ... Demokrasi prensibinin en modern ve en mantıki işlemesini sağlayan hükümet şekli cumhuriyettir. "

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanıyla devletin demokratikleşme yolunda büyük bir adım atılmış ve yapılacak inkılaplara ortam hazırlanmıştır.

 

Demokrasinin temel niteliklerinden birisi de devletin vatandaşa , insan ve vatandaş olarak sahip olduğu tüm hak ve özgürlükleri tanımasıdır. Bu nitelik demokrasinin ferdi olması niteliğinin zorunlu bir sonucudur. Bütün fertler aynı siyasi haklara sahip olmalıdır. Atatürk bu konudaki düşüncelerini " Vatandaş özgürlüğünü tanıyan ,ona saygı gösteren , onun sağlanması ve korunmasını en birinci görev olarak kabul eden siyasal yönetim biçimi doğaldır ki demokrasi temeline dayanan cumhuriyettir." sözleriyle ifade etmiştir.

 

Çağdak demokrasinin en önemli koşullarından biri , devletin temel kuruluşunu bireylerin hak ve özgürlüklerini düzenleyen ve halkın onayından geçmiş bulunan bir anayasasının olması ve hukuk devletlerinin tüm kurumlarıyla gerçekleştirilmesi , yani " hukuk devleti " olmasıdır. Milli irade ve milli egemenlik , anayasaların güvencesi altında olmalıdır. Hukuk kuralları , yaşanan dönemin koşul ve gereksinimlerine uygun olmalıdır. Atatürk'e göre milli egemenliğin bir gereği de gereksinimlere ve koşullara uygun tüm vatandaşlık haklarının eşit olarak verilmesidir. " Çağdaş anlamda ilerleme , ulusların uygarlıkla ilgili gereksinimlerinin genişletilmesini , çoğaltılmasını ve bu gereksinimlere uygun vatandaşlık haklarının var olmasını gerektirir. Her devletin bağlı bulunduğu toplumun uygarlık derecesiyle ilgili yasaları vardır. Dünyada bulunan büyün uygar devletlerin vatandaşlık yasaları birbirine pek yakındır. Bizim ulusumuz ve hükümetimiz , adalet görüşü ve anlayışı bakımından hiçbir uygar ulustan aşağı değildir. Belki tarih , bu konuda ileri olduğumuza tanıklık eder. Bundan dolayı bizimde yasalarımız diğer uygar devletlerin bütün yasalarına uygun olamaz. Uğraşmalarımızın yönelik olduğu tam bağımsızlık kavramı içinde, adaletin bağımsızlığının da bulunması doğaldır. Bu nedenle her bağımsız devletin elinden alınmaz hakkı olan adalet dağıtımına kimsenin karışmasına izin veremeyiz" sözleri , bu düşüncesinin en güzel ifadesidir.

 

Demokratik yönetimlerin bir ilkesi olarak herkes , düşünme ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahip olacaktı. Atatürk'e göre demokrasinin temel koşullarının başında da düşünce özgürlüğü gelmektedir. Ona göre kimsenin düşünce ve vicdanına hakim olunamaz , taarruz edilemez ve hiç kimse düşüncelerini başkalarına zorla kabul ettiremez. Atatürk bu konudaki düşüncelerini , " Bireyler düşünür olmadıkça toplulukları istenen yönlere , şunun bunun aklına göre iyi yada kötü yönlere sürüklemek kolay olur. " sözleriyle dile getirmiştir. Atatürk Cumhuriyeti'nde toplum içinde yaşayan insanın kişisel özgürlüğü birinci planda gelir. Atatürk'e göre özgürlük bireylerde ve toplumlarda ilerletici etki yapar.

 

Hoşgörü kavramı da demokrasinin olmazsa olmaz koşullarındandır. Atatürk , hoşgörünün nerede olması gerektiğini şu sözlerle belirtmektedir: " Af ve hoşgörü ... Ancak ve ancak milli davalarda ve milli kalkınmada , sonuçları toplumu etkileyen işlerimizde hoşgörünün yeri yoktur."